ÜYE GİRİŞİ
epostaşifre
üye olmak için tıklayın

ANLAŞMALI KURUMLAR
Bahçemizdeki elma ağacı gibi...

Çocukluğunu geçirdiğin yerler  hatıranın bir köşesinde hep saklanıyordur, hatırlatmaya  yarar bir kelime bile karşına çıktığında küçüklüğünü anlatırsın, çocukluk oyunlarını, düşmelerini, saf gülücüklerini hatırlarsın. Zaman gelir, uzaklaşırsın büyüdüğün yerlerden, daha güzel zannettiğin yerlere  gidersin.

Ve bir gün geri dönersin, büyüdüğün yerde çok şey eskisi gibi değildir. Şaşkınlık içerisindesin, hayal ettiğin yerden başka yerdir karşındaki. Gözünü kapar ve tekrar açarsın, belki yanlış görüyorsundur diye. Hayır, tam da orası... Hani hatıralarının  merkezinde yer alan elma ağacı vardı ya... Şimdi yok artık. Hatıralarında elma ağacı ve küçük bir kız vardı. Ne küçük kız var, ne de elma ağacı... Küçük kız büyümüş ve şaşkın şaşkın elma ağacını aramaktadır. Sanki o ağaçla çocukluğunu kaybetmiş gibiydi... Büyüdüğünü kabullenmeyi beceremiyordu belki de. Elma ağacı bahane...
Asıl üzüldüğümüz  şeyi gizleyerek başka olay arkasında perdelemeyi az yapmadık ki... Bazen sevdiklerimiz üzülmesin diye, bazen ise kendimizi  bile kandırarak... O ağaçla sanki zamanın hızını görüyor gibiydi: doğduğunda vardı, çocukluk oyunlarının çoğunu o ağacın gölgesinde oynamıştı, ağaç  gölgesini ev yapmıştı küçücük kıza. Kız büyümüş ve artık oynayacağı bir oyun kalmamıştı... Hayat daha büyük oyunlar hazırlamıştı, sorumluluk taşımayı gerektiren oyunlara başlamıştı küçücük kız... Artık  elma ağacının gölgesi koruyamazdı onu... Kendi başına adım atması gerekiyordu... Ağaç artık görevini bitti zannetti, kıza küstü, kendine küstü ve bir gün kendini yerde, içi çürümüş buldu... Ama asıl görevini unutmuştu, onun görevi oyun alanına gölge yapmak değil, tatlı elmaları güz mevsimine kadar dalında taşımaktı. Görevini unuttu ve kendini yerde buldu. Tıpkı bazı insanlar gibi, kendi asıl görevinden şaşarak yapması önemli olmayan işleri yapıp kendi işlerini yarım bırakanlar gibi... Çözülmeyen büyük sorunlardan biri... Örnek bir ağaç aslında, hayatın tümünü görmemiz mümkün,  tabi ki görmek isteyene... Kendini başkalarına feda etmenin bir anlamı yok, eğer asıl görevini yapmıyorsan... Ne feda ettiğin insan değerini anlamayacak, ne de bir  kimseye yararın dokunacak...
Ağacın kütüğüne bakarak bunları düşündü küçücük kız...Hatıralarının merkezindeki alandaydı, ama artık salıncak yaptığı ağaç yoktu, bahçeye yeni gelen biri için yokluğu fark edilmiyordu bile, yeşil idi her taraf... Ne salıncağı anlatabilirdi, ne de seksek oynadığı gölgeyi... Zaman ise kendi bildiği gibi akıyordu, kimse farkında olmadan, küçücük kız büyüdüğünün farkında olmadığı gibi... 

Yazan: Əsmər Qardaşova



ekleme tarihi : 04 / 10 / 2016

Copyright © 2010 - 2013 Tüm hakları saklıdır. Eskişehir Azerbaycanlılar Derneği